The Kitap Yayınları etiketiyle yayımlanan “Beni Eve Götür”, ödüllü yazar Attica Locke’un “59. Otoyol” serisinin çarpıcı finali olarak raflardaki yerini aldı. The New York Times tarafından 21. yüzyılın en iyi 10 gerilim romanından biri seçilen roman, kayıp bir üniversite öğrencisinin izinde ilerleyen bir soruşturmayı aile sırları, ırk, adalet ve vicdan ekseninde derinleştiriyor.
Romanın merkezinde Texas Ranger Darren Mathews var. Darren, sevdiği kadınla yeni bir hayat kurmanın ve çiftlik evinde huzura kavuşmanın eşiğindeyken, geçmiş yine peşini bırakmıyor. Bu kez karşısında, hayatını altüst etmekte usta olan annesi bulunuyor. Annesinin anlattığına göre Sera adında siyahi bir üniversite öğrencisi kayıp; daha da tuhafı, Sera’nın tamamı beyazlardan oluşan öğrenci yurdundaki arkadaşları onun kaybolduğunu kabul etmiyor.
Annesine güvenip güvenemeyeceğinden emin değil
Darren, annesinin sözlerine güvenip güvenemeyeceğinden emin değil. Üstelik kendi geleceğini belirleyecek büyük jüri soruşturması yaklaşırken, bu kayıp vakasının ardında annesinin başka bir hesabı olup olmadığını da çözmek zorunda. Yine de Sera’nın izini sürmeye karar veriyor. Soruşturma ilerledikçe Darren, Sera’nın ailesinin, yaşadığı kasabanın ve yerel güç dengelerinin ardında saklanan rahatsız edici gerçeklerle karşılaşıyor. Polis teşkilatı ona kapılarını kapatırken meslektaşları da Darren’a güvenmiyor. Cevaplara ulaşmanın yolu ise en son başvurmak isteyeceği kişiye, kendi annesine çıkıyor.
Gerçeğin bedeli ağır olabilir
Attica Locke, “Beni Eve Götür”de yalnızca bir kayıp vakasının izini sürmüyor; Darren Mathews’ı ailesiyle, geçmişiyle ve kendi vicdanıyla yüzleştiriyor. Darren, artık nasıl bir hayat yaşamak istediğine de karar vermek zorunda. “Texas Rapsodisi” ve “Cennet Toprakların” ardından gelen “Beni Eve Götür”, 59. Otoyol serisini yüksek tempolu bir soruşturma, güçlü karakterler ve Amerikan Güneyi’nin toplumsal gerçekliklerine uzanan keskin bir bakışla noktalıyor.
